Yusuf Arslan
4 Haziran 2026
Antalya’nın Side Antik Kenti’nde yapılan çalışmalar sonucunda, Anadolu’nun kaybolmuş dillerinden biri olan “Sidece” üzerine önemli veriler elde edildi. Araştırmalar sırasında bu antik dilin alfabesinde toplamda 31 harf tespit edildi. Binlerce yıl önce konuşulan ve bilim dünyasının ilgi odağı haline gelen bu gizemli dil, Anadolu’nun kültürel mirasının aydınlatılmasına katkı sağlıyor.
Uzmanlar, Side alfabesinin yapısını, kelime çözümlemelerini ve dilin Anadolu’nun diğer dilleriyle olan ilişkilerini incelemek üzere yoğun çalışmalar yürütüyor. Side dili, Anadolu’nun en eski halklarından biri olan Luvi kökenli bir dil olarak kabul ediliyor. Araştırmalara göre, Sideliler, Helenistik dönem öncesinde ve bu dönemin ilk 200 yılı içinde kendi dillerini konuşmaya ve yazmaya devam etmişlerdir.
Pamfilya bölgesinin en önemli liman kenti olan Side, tarihi yapılarının yanı sıra, binlerce yıl önce konuşulan bu gizemli diliyle de dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” çerçevesinde, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmanın yanı sıra, Sidece dili de yeniden keşfedilmeye çalışılıyor.
Kazılar sırasında ortaya çıkan iki dilli yazıtlar, Sidece dilinin çözüme kavuşturulmasında önemli bir rol oynuyor. Antik kentin kazı başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı ile birlikte yabancı dilbilimciler Michaela Zinko ve Alfredo Rizza’nın ortak çalışmaları, Sidece ile ilgili yeni bulgular sunuyor. Alanyalı, yaptıkları kazılarda yeni yazıtlar bulduklarını ve bu yazıtların henüz tam olarak okunamadığını belirtiyor. Yazıt sayısının sınırlı olması ve genellikle kısa olmaları, araştırmaları zorlaştıran etkenler arasında.
Prof. Dr. Alanyalı, “Son yıllarda çift dilli ve 30 ila 40 satır uzunluğunda yeni yazıtların bulunması, çalışmalarımıza yeni bir umut verdi.” diyerek, bu bulguların dilin kökenleri hakkında önemli bilgiler sunabileceğini ifade etti. Özellikle “Siruawn” ve “Siruawan” kelimelerinin Side kentini temsil ettiği yönündeki değerlendirmeler, kentin tarihi ve adının kökeni hakkında yeni tartışmalara yol açıyor.
Ayrıca, Anadolu’nun en eski halklarından Luvi kökenli dilin, Anadolu’daki diğer dillerle ilişkisini değerlendirerek, Side’nin kimliği için yapılan araştırmaların oldukça kritik olduğunu vurgulayan Alanyalı, “Helenler buraya geldiğinde Sideliler kendi dillerini unuttular ve barbarların konuştuğu dili benimsemeye başladılar.” dedi.
Sonuç olarak, Sidece üzerine yapılan bu çalışmalar, sadece antik bir dilin incelenmesi değil, aynı zamanda Anadolu’nun zengin kültürel mirasının yeniden gün yüzüne çıkarılması açısından da büyük bir öneme sahip. Araştırmalar devam ederken, bu kayıp dilin sırları yavaş yavaş gün ışığına çıkmaya devam ediyor.
