Erdoğan’a Erdoğan gibi seslendi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendisine hitaben “Beni kendinle uğraştırma” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yanıt verdi. Akşener, konuşmasına “Eeyy Sayın Erdoğan” diye başladı.

Akşener, “Sayın Erdoğan da beni iyi tanır ki ben, bugüne kadar hiçbir tehdide pabuç bırakmadım. Demirden korksak trene binmezdik. Ben buradayım, adresim belli, evimizi bastınız adres belli, partimin adresi belli, çantam elimde, benim için Silivri soğuk değil; buyurun Recep Bey. Bu sinire gerek yok. Ben sana tavsiye edeyim, eskiden tanıyan biri olarak; papatya çayına devam” dedi.

Meral Akşener, bugün deprem bölgesi Adıyaman’ı ziyaret etti. Adıyaman ve ilçesi Gölbaşı’nda depremzedelerin sorunlarını dinleyen Akşener, daha sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Sanıyorum 45 gün oldu, deprem bölgesini 7 gün üst üste gezim. Hep yaptığım gibi, propaganda yapmadan, hatta -şimdi rozetim var- rozet de takmadan ne olup olmadığını anlamaya çalıştım, tespitini yaptım, sizlerin aracılığıyla buluştuk.

“GIDA MANASINDA BİR PROBLEM YOK, FAKAT HİJYEN KONUSUNDA CİDDİ SORUN VAR. ÖZELLİKLE TEMİZLİK ANLAMINDA, KADINLAR AÇISINDAN SORUNLAR VAR”

Bir söz vermiştim; ‘Bütün deprem bölgesine, aradan makul bir süre geçtikten sonra tekrar geleceğim ve ne kadar ne yapıldı, onları görmek üzere’. Bugün de Adıyaman’dayım. Öncelikle çadırkentlerle ilgili, -birçok yerde bizim partimizin de koordinasyon merkezleri üzerinden hem konteynerkentleri hem çadırkentleri var- resmileşmiş çadırkentlerde gıda manasında bir problem yok, fakat hijyen konusunda ciddi sorun var. Özellikle temizlik anlamında, kadınlar açısından sorunlar var.

“KADINLAR, BENDEN BU SESİ DUYURMAMI, BURADAKİ EKSİĞİ DUYURMAMI İSTEDİLER”

Bugün ilk defa Adıyaman’da arka sokaklara gittik. Evi yıkılmış, enkazı var, yarısı kaldırılmış yarı duruyor veya evi ağır hasarlı, yıkılmak üzere, orada bir çadır alınmış ve o çadırın içinde yaşayan insanlar var. Fakat bunlar, devletin ya da STK’ların yardımlarından uzaklar. O çadırların içine gittim, gerçekten hijyen problemi var; gıda, su konusunda eksiklik var. Ara sokaklarda kendi imkanlarıyla elde ettikleri çadırlara, bu dediğim yardım sistemi içinden herhangi bir yardım yapılamadığını gördük. Özellikle kadınlar, benden bu sesi duyurmamı, buradaki eksiği duyurmamı istediler.

“OKULLARIN MUTLAKA EĞİTİME AÇILMASI LAZIM”

Okulların mutlaka eğitime açılması lazım. Adıyaman’da bir çadıra götürüldüm, üç tane kız çocuğu ile tanıştım. Ablalar mezun, atanamamışlar. Biri 18 yaşında, liseyi bu sene bitiriyor, üniversite sınavına girecek. ‘Ne olmak istiyorsun kızım’ dediğimde, ‘Tıp okumak’ istiyorum dedi. ‘Notlar uygunmuş ama şu anda alabileceğini düşünüyor musun?’ ‘Hayır alamam’ diyor. Artık işin içine ciddiyetle bu travmanın nasıl geçirileceğini de alıp ona göre yürümemiz lazım. Bu manada ciddi eksiklikler gördüm, bunların tamamlanması için gerekeni yapacağız.

Asla bu tür yerlerde propaganda yapmadım bugüne kadar, neticede 1,5 ay sonra seçim var. Bu arkadaşlarımız bu eksiklikleri yerine getirmiyorlarsa elbette 1,5 ay sonra biz iktidara geleceğiz ve bütün bu eksiklikleri gidereceğiz.”

“ERDOĞAN DİYOR Kİ ‘BENİM ADIM TAYYİP ERDOĞAN, BUNUN NE MANAYA GELDİĞİNİ BİLİRSİN’. BEN DE DİYORUM Kİ RECEP BEY, NİYE BU KADAR SİNİRLİSİN”

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün kendisine hitaben söylediği “Bizim adımıza dikkat et. Benim adım Tayyip, soyadım da Erdoğan. Erdoğan’a da dikkat et, Tayyip ismine de dikkat et. Konuştuğun zaman buna göre konuş. Beni kendinle de uğraştırma” sözlerinin anımsatılması üzerine şöyle konuştu:

“Sayın Erdoğan’ın beni tehdidinin üçüncüsü bu. Önce 31 Mart seçimlerine giderken ‘Zaten bu bayanın dokunulmazlığı da yok, bu bayanı hapse gönderirim’ dedi. Ben de elime hapis çantası hazırladım, çıktım dedim ki ‘Buyur birader, ben buradayım’. İkinci tehdit; Rize’ye gittiğimizde, Rize’den önce ‘Ey gelin hanım, görürsün günü’ dedi. Rize’de bir sürü yanlış iş oldu ama ben gittim. Benim eşim de Rizeli. İlçeleri gezdim. Bir tarafta AK Partililer bağırdı, ben de normal esnafı gezdim. Bu ikinci tehdit. Şimdi de ‘Beni kendinle uğraştırma’. Erdoğan diyor ki ‘Benim adım Tayyip Erdoğan, bunun ne manaya geldiğini bilirsin’. Ben de diyorum ki Recep Bey, niye bu kadar sinirlisin?

“DEVRİ İKTİDARINDA EVİM BASILDI, BASANLARIN TAMAMI BERAAT ETTİ”

Devri iktidarında, benim namusuma, şerefime, sahibi olduğunuz televizyon kanalından iftira atıldı. Ben, bununla ilgili mücadele ettim; sen, beni dördüncü gün aradın, gereğini yapacağını söyledin. O iftirayı atan şerefsizlerin hepsi senin mahkemelerinde berat etti. Devri iktidarında, evim basıldı, basanların tamamı beraat etti. Devri iktidarında, birisi çıktı ‘Bu kadını Fettullah Gülen bakanlığa atadı’ dedi ve teşekkür kağıdı iletti, ben teşekkür etmişim. Ben, bu kağıdın altındaki imzanın -Nurettin Veren’den bahsediyorum- benim olmadığını söyledim. Evrakta sahtecilikten mahkemeye verdim. Benim imzamı almaları gerekiyor, bunu yapmak yerine, ‘Bu resmi evrak olmadığı için sahtecilik sayılmaz’. Bu da devri iktidarında gelişti.

“BEN BURADAYIM, ADRESİM BELLİ, PARTİMİN ADRESİ BELLİ, ÇANTAM ELİMDE, BENİM İÇİN SİLİVRİ SOĞUK DEĞİL; BUYURUN RECEP BEY”

Ey Sayın Erdoğan, sen önce otur, Recep Bey, bunlara bak. Seni yanıltan, yanındaki yalaka tayfasına bak. Sana yanlış bilgi veren, yani o temeli sana attıran, temel atma tiyatrosunu yaptıran, yanındaki, cebini dolduran cahil, liyakatsiz, yalaka tayfasını tehdit et. Sen beni tehdit edemezsin. Sayın Erdoğan da beni iyi tanır ki ben, bugüne kadar hiçbir tehdide pabuç bırakmadım. Demirden korksak trene binmezdik. Ben buradayım, adresim belli, evimizi bastınız adres belli, partimin adresi belli, çantam elimde, benim için Silivri soğuk değil; buyurun Recep Bey. Bu sinire gerek yok. Ben sana tavsiye edeyim, eskiden tanıyan biri olarak; papatya çayına devam.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*