ABD ve İran, Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine yeniden açılması için iki haftalık bir süre içinde anlaşma sağlama çabası içinde. 9 Nisan 2026 tarihli habere göre, 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarının ardından İran, Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatarak, dünyanın en yoğun petrol nakliye yollarından birini işlemez hale getirmişti. Bu boğaz, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik bir geçiş noktasıdır.
Hürmüz Boğazı, kuzeyde İran, güneyde ise Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile çevrelenmiş, Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan önemli bir su yoludur. Boğazın genişliği, giriş ve çıkışında yaklaşık 50 kilometre, en dar yerinde ise yaklaşık 33 kilometredir. Buradan, dünyanın en büyük ham petrol tankerlerinin geçebilmesi için gereken derinlik sağlanmaktadır.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) tahminlerine göre, 2025 yılında Hürmüz Boğazı’ndan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçmesi bekleniyor. Bu, yıllık yaklaşık 600 milyar dolar değerinde bir enerji ticaretine tekabül ediyor. Bu petrol yalnızca İran’dan değil; Irak, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve BAE gibi diğer Körfez ülkelerinden de sağlanmaktadır. Ayrıca, küresel LNG’nin yaklaşık yüzde 20’si, çoğunlukla Katar’dan bu boğaz üzerinden taşınmaktadır. LNG, taşımayı kolaylaştırmak üzere hacmi 600 kat küçültülen sıvılaştırılmış gazdır ve kullanıldığı yerlerde ısıtma, pişirme ve elektrik üretiminde kullanılmak üzere tekrar gaz haline dönüştürülmektedir.
Hürmüz Boğazı, Ortadoğu’dan yapılan gübre ihracatı için de kritik bir güzergah olup, bölgede gübre üretiminde doğal gaz yoğun olarak kullanılmaktadır. Dünya üzerindeki gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri bu boğazdan geçmektedir. Boğazın ters yönünde ise gıda, ilaç ve teknolojik malzeme ithalatı için hayati bir kanal işlevi görmektedir.
Boğazın kapatılmasının etkileri oldukça derin oldu. Normalde aylık yaklaşık 3 bin gemi bu su yolundan geçerken, İran’ın tankerler ve diğer gemilere yönelik tehditleri nedeniyle bu sayı önemli ölçüde azalmıştır. İHA’lar, füzeler ve mayınlar, boğazdan geçmeye çalışan gemiler için büyük bir risk oluşturmakta. BBC’nin raporuna göre, 20 Mart’a kadar İran kıyıları açıklarında ticari gemilere yönelik 20 saldırı gerçekleşmiştir. Global Risk Management’tan baş analist Arne Lohmann Rasmussen, CBS News’e verdiği demeçte, “Saldırı riski nedeniyle sigorta almak imkansız veya aşırı maliyetli hale geldi; bu yüzden güvenlik durumu iyileşene kadar beklemek zorundasınız,” dedi.
Enerji fiyatları, çatışma öncesi seviyelerin çok üzerine çıktı ve dalgalı bir seyir izliyor. ABD müzakerecileri, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için savaşın sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı. İran ise, yaptırımların kaldırılması gibi taleplerde bulundu. Körfez ülkeleri, gelirlerinin büyük bir kısmını enerji ihracatına bağlı olarak elde etmektedir. Boğazın kapanması, Asya’yı da olumsuz etkiledi; İran’ın küresel pazara sattığı petrolün yaklaşık yüzde 90’ının Çin tarafından satın alındığı tahmin ediliyor. Çin, bu petrolü işleyerek diğer ülkelere ihraç ettiğinden, petrol fiyatlarındaki artış küresel tüketicilere de yüksek maliyetler olarak yansıyabilir.
Asya’daki yakıt krizi, günlük yaşamı olumsuz etkilemekte. Hükümetler, çalışanları evden çalışmaya teşvik ederken, çalışma haftalarını kısaltmakta ve ulusal tatiller ilan etmektedir. Afrika’da Güney Sudan ve Mauritius, elektrik tüketimini sınırlayan önlemler alırken, Avrupa’da Slovenya, yakıt kısıtlaması uygulayan ilk AB ülkesi oldu. Hürmüz Boğazı’nın durumu, dünya genelinde enerji ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendirebilir.